Bilime Göre Ruh Varmıdır?

4
Ruhun kökeni
Martin Hanczyc laboratuvarında "ön-hücre"ler, yani canlı hücre gibi davranan kimyasal madde damlaları yapıyor. Onun çalışmaları Dünya'da—belki başka yerlerde de—yaşamın ilk kez nasıl ortaya çıktığını gösteriyor.
Öncelikle Ruh un kökenine bakalım.Ingilizcesi "Spirit"Ruh ve Latinceden gelen"spiritus"aslen yunanca kökenlidir ve "Nefes, hareket eden hava, hayalet"manasına gelen "pneûma "kelimesinden türemiştir. Arapçada ise karşılığını "Nefs"olarak bulmuştur.Dolaysıyla farklı kültürlerde benzer şekillerde karşılık bulmuştur.Günümüzede Ruh olarak gelmiştir.[1]
Ayrıca Ruh kavramı antik yunan felsefecilerinin psuche'sinden (bkz: psyche) gelir ve doğaüstü falan değil maddidir. Bizim bugün ruh değil de can derken kullandığımız anlama daha yakındır. Sıvı ve kanın içinde birşey olduğuna, yani bu dünyanın bir parçası olduğuna inanılır. Bu eski yunanlıların arete'yi gerçekleştirmeye dayalı felsefi geleneği de bu çıkış noktasından gelir. Erdem, mutluluk, bilginlik vs doğaüstüne olan inançla değil psuche'nin çalışmasıyla yani çaba harcamakla mümkündür bu geleneğe göre.[5] 
Asırlar sonra hristiyanlıkla beraber ruh kavramı maddiden maneviye dönüştürüldü.Günümüzde dönüp dolaşıp ruhu ilk kullanıldığı anlama daha yakın bir anlamda kullanıyoruz ve bu çalışmaya da psikoloji diyoruz.
Ruh=kimyasal etkileşim denilebilir.Her bir atom diğeriyle kimyasal olarak bir etkileşim içine girerek bir yapı oluşturur.
Bildergebnis für ruh bilimsel
Bilime Göre Ruh Varmıdır?
“Ruh” diye bir olgunun bilimsel HİÇBİR geçerliliği yoktur. Ruh, tamamen sahte-bilime ve mitolojilere ait bir tabirdir. Hiçbir canlıda, “beden” ve “ruh” diye bir ayrım yoktur. Tam tersine, yapılan her bir sinirbilim çalışması; bilinç, algı, düşünce, farkındalık, öz-farkındalık, vb. kavramları daha somut, daha maddeye indirgenmiş, daha net araştırılabilir kılmaktadır. Ruh, insanların beyin fonksiyonlarına yani sinir sisteminin uyarı ve hastalıklarına anlam verememesinden doğan bir “bilim-dışı boşluk doldurucu” tanımlamadır., tıpkı bazı anlam veremediğimiz diğer olgular için aklımızda yarattığımız başka kavramlar gibi. Dolayısıyla “Ruh” sadece insan bilincini tanımlayan bir kelimedir.
Ama bilinç yalnız beynin ürünü değildir. Beyin bilinci üst düzeyde işleyen ve manüple eden bir organdır.
Bilinç hücre düzeyinde de vardır, organel düzeyinde de.Ve makromoleküler düzeyde de.
Canlı varlık birbirlerinin farkında olan ve birbirleri ile tepkileşen moleküler sistemlerden oluşmuştur.
com-hv3wg7grsa0yuc5gmn4h.jpg
Ruh iddiası beraberinde sorular zinciri getiriyor
Tek hücreli canlıları ele alalım. Neticede bunlar da canlı, yani ”ruh”u var. Zaten eğer onların ruhu olmadığı iddia edilirse, o zaman canlılık için ruh gerekmediği sonucu çıkar. Bu canlılar bölünerek çoğalıyorlar. Mesela, bir amip ikiye bölünüp iki amip haline geliyor. Şimdi bu durumda bu canlının ruhu da mı ikiye bölünüyor? Ruh böyle bölünebilen birşey mi? Biz diyoruz ki insanın bilincine ”ruh” denir ve insanın beyin fonksiyonlarının ürünüdür. Beyin ölünce de ruh yani bilinç sonsuza dek yok olur. Buna hayır diyenler beyin ölse bile ruh yaşar çünkü beyinden bağımsızdır, maddeden etkilenmez diyorlar.
Bir insanda beyin ölümü durumunu ele alalım. Beyin öldüğünde vücut hala canlı, yani kişinin kalbi atıyor ve hayatta, ama bilinci kapalı. Şimdi bu durumdaki birinin ruhu ne oluyor? Kalbi de durana kadar karanlıklar içinde mi kalıyor? Kişi hala canlı olduğuna göre ruhu bedende demektir. Ama kişinin bilinci kapalı. Yani beyni öldüğü için bu kişinin ruhu da karanlıklara gömülüyor. O halde ruhun beyinden bağımsız olduğu iddia edilemez bir hale gelmiyor mu? Yok eğer beyin öldüğü gibi ruh bedeni terk ediyorsa, o zaman da canlılık için ruh gerekmiyor demektir. Çünkü ilgili kişi hala nefes alıyor, kalbi atıyor, yani canlı.
Ya da hafıza kaybı durumunu ele alalım. Eğer ruh bedenden bağımsızsa, hafızasını yitiren kişinin ruhu ne oluyor? Gökten ruha bilgisayar gibi reset mi çekiliyor? Ve kişi iyileşip de hafızası tekrar geldiğinde, gökten ruhun bilgi donanımına tekrar  yüklememi oluyor?
Beyin ameliyatlarında doktorun beynin müdahale edilmemesi gereken bir kısmına müdahalesi sonucu hastanın kişiliği değişiyor! Bunun örnekleri tıpta yaşanmıştır. 
Ya Alzheimer veya diğer beyinle ilgili hastalıklarda ruh nereye gidiyor ?
Eğer ruh bedenden-beyinden bağımsızsa bu durum nasıl açıklanacak? Kişilik de beynin bir ürünü ise, o zaman ruha ne kalıyor? Kişilik de beyinle birlikte yok olacaksa, o halde ruh ne üzerinden yargılanacak ahirette? Kaldı ki insan hayatında bildiğimiz herşey fiziksel özelliklerimize atıfla açıklanır. Bize şu hayatta zevk veren ve bizi biz yapan herşey yine bedenimizin varlığını gerektirir. Örneğin; şarkı söylemek için ses tellerine, sevişmek için ilgili organlara, yemek için ağıza ve mideye, dinlemek için kulaklara, tatmak için dile v.b. her tür faaliyet için, yani kısacası hayatı yaşamak için ilgili bedensel organlara sahip olmamız gerekiyor. Zaten bu tecrübelerin toplamı bizde bir hafıza ve bilinç oluşturuyor ve bize benliğimizi veriyor. Ama eğer ruh bedenden bağımsız olabiliyorsa ve ölünce de yaşamaya devam edecekse, ruhun ”yaşayacağı” bu yeni durum gerçekten de ”yaşamak” lafını hakediyor mu? Çünkü yaşamaya dair herşeyi bedenimizle yapıyoruz.
Eğer ki doğada bir şeylerin "bilimle araştırılıp keşfedilemez" olduğunu düşünüyorsanız, konuşacak fazla bir şey yok.
Bildergebnis für ruh
Bilimsel realizm ve ruh
İspat yükü, iddia sahibindedir. Bilimin en klasik kurallarından birisidir. Eğer ki varlığına dair iz bulunmayan bir konuda, varlık iddiasında bulunuluyorsa, bu iddiayı ileri süren kişi, grup ve organizasyonlar iddialarını deneysel, tekrar edilebilir, test edilebilir, gözlenebilir veya çıkarsanabilir şekilde ortaya koymak ve ispatlamak zorundadırlar. Eğer ki "Bu konu bilimin sınırlarını aşar; öyle deneyle  ruh aranmaz." deniyorsa, zaten bilimin gözlerinde değerli ve geçerli olan bir argüman yok demektir. Bu durumda o iddiaya inanmak, o iddianın geçerliliğini kabul etmek, kişi ile kendi inanç/felsefe sistemi arasında olan bir durumdur. Diğer insanları bağlamaz, genel geçer olarak genellenemez, gerçek kabul edilemez. Kişi "Var." diyorsa vardır; "Yok." diyorsa yoktur. Ancak ikisinin de bilimsel realizm ve genel geçer "gerçekler" açısından en ufak bir değeri yoktur.
Albert Einstein"Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım..."(bkz: ideas and opinions, 1930,sayfa 11)[kaynak4
Ateizm ve Katolik Kilisesi
Richard Dawkins" Ateizm ve Katolik Kilisesi"konulu Tv programında Kardinal Pell ile tartışmıştı.Pell kendisine programda yöneltilen "Insanların insansı maymundan türediklerini kabul ediyormusunuz?"sorusuna cevabı"Evet muhtemelen Neanderthaler`den"cevabını verdi.Yani Kardinal`e göre ruh Neandertaller`den itibaren ruh sahibi oldu.Dawkins ise cevap olarak"Neanderthaler bizim kuzenimiz atamız değilki,biz onların neslinden değiliz"cevabını verdi.bkz.[2-dakika 30.00]Dawkins aynı programda"Evrimin bir noktasına kadar ruhsuz olan insan nasıl bir anda ruh sahibi oldu sorusu enteresandır "demişti.bkz.[2-dakika 35.00]
Vatikan'ın 3 numarası Kardinal Pell'e cinsel taciz davasıda bulunuyor.[3]
Alttaki SciShow videosunda Ufo,hayalet,ruh vs gördügünü iddia edenlere cevap veriyor.

Kaynaklar:
1.https://www.wikiwand.com/en/Spirit
2.https://www.youtube.com/watch?time_continue=1817&v=dXW3AMm0TwY 
3.https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43961498
4.https://namnews.files.wordpress.com/2012/04/29289146-ideas-and-opinions-by-albert-einstein.pdf 
5.https://en.wikipedia.org/wiki/Arete
6.Video-SciShow-https://www.youtube.com/watch?v=NaCMTf8LCTE
7.Video2-TED Talks-https://www.ted.com/talks/martin_hanczyc_the_line_between_life_and_not_life?language=tr

Yorum Gönder

4 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.
  1. bu konuda daha fazla okumalısın çünkü yazında çok temel sorunlar var örneğin itiraz ettiğin dini argümanları dahi bilmediğin ortada, ruhun yargılanması (insan beden ve ruhu ile insandır ve tekrar bedeni ile diriltileceği vaad edilmiştir - yani ruh ve beden tamamlayıcıdır idrak şuur his ve duygular ruh tarafından çözümlenir fakat emaneten kullandığı beden donanımı yolu ile bilgiye ulaşır işler ve depolar) veya hücrelere ruh atfetmek üzerinden makale yazmak gibi. ve ispat olarak da olmadığını ıspat etmek zorundasın felsefik olarak zira benlik ve farkındalık ruha ithafen güçlü deliller iken atomların etkileşimi deyip işin içinden çıktığını sanmak ve hadi ıspat edin demek acziyet. atomlar çeşitli kimyevi moleküller farklı terkip ve düzene girince içlerinedn hangisi aynı anda hepsni görüp bilgi sahibi oluyor. kelime harflerden cümlelerde kelimelerden oluşurken, cümlenin manasını harflere mi kelimelere mi yoksa atom altı quantum parçaçıklarının danslarına mı öğretmiş oluyoruz. fakat dediğim gibi öncelikle itiraz ettiğin meselelerin iddia makamı olarak dinin ne dediğini hiç olmazsa araştırmalıydın. misal vereyim dini kaynaklar bitkilerin dahi ruhunun olduğunu söylemiyor yanlış hatırlamıyorsam, hal böyle iken hücreler üzerinden itiraz ettiğin din hangisi sorası geliyor insanın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz icin tskler.Görüs farkliliklari farkli renklerimizdir.Ancak makalelerimizi teizm argümanlariyla degil hipotez,tez,teori,kanun vs gibi bilimsel verileri referans alarak kullaniyoruz.Elinizde ruh`un varligini ispat eden bilimsel makale varsa bu makaleyi dogrusuyla degistirip yayinlamaya haziriz.

      Sil
    2. makalede gerçekten çok bilimsel!!! bütün itirazları teizm üzerine ama teizme girmeden isterseniz makale yazın diyorsunuz.sanki arkadaşın iddia ettiği şeyler için teizim aksini iddia etmiş gib.sonra ben bunu uyarınca bilimsel değilmişim gibi acayip bir cevap. daha biliç bilgiyi bilme ile bilgiyi işleme sistemleri arasındaki uçurumu anlayamamış biri teizim üzerinden itirazda bulunurken teizmin ne dediği üzerinden cevabını alamıyacak yani öyle mi?

      Birde şunu farkettim son zamanlarda yarım yamalak bilgi ile AI gibi neticeye ulaşma algoritması optimizason çalışmalarını şuur veya bilinç ile karıştırır olmuşlar. ya böyleleri bilmenin farkındalığının ne olduğunu anlamıyorlar onalara çok basit geliyor bu mevzu yada hakikaten kafaları AI mantığı ile çalışıyor. bilgiyi işleye bilir bilgiyi depolayabilirsiniz bunun için küçük parçalara ayırmanız gerekir fakat bilgiyi bir bütün halinde kavrarsınız, buda tekillik gerektirir. bu mantıksal bir çıkarımdır ve ayrıca teizminde iddiasıdır. hal böyleyken bu mantığı en azından çürütmese bile terkip ve teşekkül ile küçük küçük şeylerin bütütü görme ve anlaması paradoxunu çözmesi lazım gelir.

      son olarak teizm iddiası ruh fizik ötesi iken fiziksel veriyi mi bilimsel makale kabul edeceksiniz. hayır bilim adına ruh yok diyebilmek için bildiğinin farkında olma eyleminin fiziki kaidelerle izahatını yaparak bunun biyolojik sistemlerde sebep sonuç ilişkisi içinde olabileceğini göstermek karşı tarafa düşer çünkü tekrarlıyorum teizmin iddiası ruh fizik ötesidir, öyleyse aklın izahatını yapmakla ancak ruh iddiası çürütülür, yoksa teizm okumadan teizim üzerinden argüman geliştirdiğini sanmakla hem komik oluyor hem de bilimsel olduğunu sanarak ilizyon yaşıyor. bilmeden kendince teizme itiraz geliştirmekle teizim cahillğini ortaya koyuyor. ortada bilinç(farkındalık) ürünü var bu ürün birine mal edilecek ya yaratıcıya yada sebep sonuç ilişkilerine. yaratıcıya isnat edenleredn ruhu kanıtlak için kanıt olarak kendinin farkında olan bir bilinç yeter iken aksini iddia edenlerden bilinci yapmalarını değil bilgi paradoxunu çözmelerini beklerim.

      Sil
    3. Tanrı da ruh da cennet cehennem de melekler de yok...varlıklarını açıklamaya kalkanlar nokta kadar beyinleriyle bir yığın zırva döktürebilirler. Bence sakıncası yok.Yalnız bunu burada yapmasınlar.Zira metroda vapurda parkta yolda o kadar çok dangalakla karşılaşıyoruz ki artık kusma geliyor.Ruha inananlar bu mastürbasyonları kendi aralarında yapsınlar.Buraları kirletmesinler

      Sil
Yorum Gönder
Our website uses cookies to enhance your experience. Learn More
Accept !